Solunum Kapasitesi Ve Oksijen

NEFES ALMA & VERME MEKANİZMASI
VENTİLASYON & RESPİRASYON

     Nefes alma mekanizması, vücutta istemsiz olarak çalışan bir mekanizmadır. Bu süreç akciğerlerdeki ve atmosferdeki hava basıncı farkı sayesinde gerçekleşir. Nefes alma sırasında diyafram ve kaburga kafesindeki kaslar kasılarak, göğüs boşluğunun açılmasını sağlarlar. Bu sayede akciğerlerin havayla dolmaları için yeterince yerleri olur.Nefes verme sırasında ise kaslar gevşer, göğüs boşluğu küçülür ve akciğerlerin içindeki hava dışarı itilir.
     Nefes alma / verme (ventilasyon) ile solunum genellikle aynı anlamda kullanılır, hâlbuki solunum (respirasyon) alveol denilen keseciklerde gerçekleşen gaz alışverişine verilen addır. Bronş ağacının sonlarına doğru yer alan bu alveol keseciklerinde oksijen ve karbondioksit değiş tokuş edilir. Kan akciğerlerde dolaşırken, kırmızı kan hücreleri enerji üretiminin bir ürünü olan karbondioksiti bırakır. Bu karbondioksit nefes verme ile birlikte atmosfere salınır. Aynı anda oksijen molekülleri kırmızı kan hücrelerindeki bir protein olan hemoglobine bağlanır ve kalbe taşınarak buradan vücuda pompalanır.
AKCİĞER HACMİ & KAPASİTESİ
     Akciğerlerin tidal hacmi, şişme kapasiteleridir.Tidal hacim akciğerlerin boyutu, göğüs boşluğunun boyutu, diyafram ve kaburga kafesi kaslarının kasılma yeteneği ile sınırlıdır. Akciğer ve kaburga kafesinin boyutları değişmese de, nefes alma verme ile kasların gücü ve dayanıklılığı çalıştıkça gelişebilir, bu da göğüs boşluğunun genişliğini artırarak akciğer kapasitesini etkiler. Düzenli egzersiz, koşu sırasında gereken oksijen ihtiyacını karşılayabileceği şekilde akciğer kapasitesini geliştirir. Hem tidal hacim, hem de solunum hızı artarak, nefes alma vermenin maksimum hızı artırılabilir.Akciğer fonksiyonunun incelenmesinde basit bir yöntem olan spirometri ile akciğerlere girip çıkan hava ile akciğer hacim ve kapasiteleri kolaylıkla belirlenir.Bütün akciğer hacim ve kapasiteleri kadınlarda erkeklerden %20-25 daha azdır.
İlgilenenler için ilave bilgiler:
Akciğer Hacimleri:

  • Tidal hacim (Soluk Hacmi): Her normal soluktaki inspirasyon (nefes alma) ve ekspirasyon (nefes verme) hacmi, yaklaşık 500 ml.
  • İnspirasyon yedek hacmi:  Normal inspirasyondan sonra derin bir inspirasyonda normal soluk hacmine ek olarak alınabilen hava hacmi, yaklaşık 3000 ml.
  • Ekspirasyon yedek hacmi: Normal bir ekspirasyondan sonra zorlu bir ekspirasyonla fazladan çıkarılan hava hacmi, yaklaşık 1100 ml.
  • Rezidüel (Tortu) hacim: En zorlu bir ekspirasyondan sonra akciğerde kalan hava hacmidir ve yaklaşık 1200 ml kadardır.

Akciğer Kapasiteleri:
Akciğer kapasiteleri hacimlerin iki ya da daha fazlasını birlikte değerlendirerek ifade edilir.

  • İnspirasyon kapasitesi: Tidal hacim ile inspirasyon yedek hacminin toplamıdır, yaklaşık 3500 ml'dir.
  • Fonksiyonel rezidüel kapasite: Ekspirasyon yedek hacmi ile rezidüel hacim toplamıdır, yaklaşık 2300 ml’dir.
  • Vital kapasite: İnspirasyon yedek hacmi, tidal hacim ve ekspirasyon yedek hacminin toplamıdır. Yaklaşık 4600 ml’dir.
  • Total akciğer kapasitesi: Vital kapasite ile rezidüel hacim toplamıdır, yaklaşık 5800 ml’dir.

HİPOKSEMİ & HİPOKSİ
     Organlarımızın işlev görebilmesi oksijene bağlı olduğu için iyi nefes alınamadığı zaman vücuda yeterince oksijen giremez ve organlar işlevlerini yerine getiremez.Akciğerlerde kan dolaşımı hızı arttıkça, karbondioksit oksijen alışverişinin maksimum hızı da yükselmekte ve bu sayede vücudun yeterince oksijenlenmesini sağlamak mümkün olmaktadır.Normal bir kan oksijen seviyesi 75 ila 100 milimetre cıva (mm Hg) arasında değişir.60 mm Hg'nin altındaki bir kan oksijen seviyesi düşük kabul edilir ve doktorun kararına ve duruma göre oksijen takviyesi gerektirebilir.Hipoksemi, kandaki yetersiz oksijen seviyelerinin (60mm Hg kadar düşük oksijen seviyesi) durumudur, bu da hipoksi (dokuda oksijen yetmezliği) ye neden olabilir.(Hipoksemi; oksijenin atmosferden kana geçişinde azalma olması sonucunda arter kanında oksijen parsiyel basıncının azalmasıdır. Hipoksi ise dokuların oksidatif gereksinimlerini karşılayacak yeterli oksijenasyonun sağlanamamasıdır.)
Hipoksinin bazı belirtileri şunlardır:

  • Dinlenirken nefes darlığı
  • Nefes nefese uyanma
  • Fiziksel aktivite sonrası şiddetli nefes darlığı
  • Boğulma duyguları
  • Hırıltılı solunum
  • Sık öksürük

SIĞ NEFES = HÜCRELERDE DAHA AZ OKSİJEN
     Sığ bir şekilde nefes aldığımızda, vücut döngüsel bir stres durumunda kalır - stresimiz sığ nefes almaya neden olur ve sığ nefesimiz strese neden olur. Bu bizi aktivite ve tepki için hazırlayan sempatik sinir sistemini harekete geçirir.Vücut oksijen azalmasının etkilerini azaltmak için çeşitli bölgelerdeki kan damarlarını büzer. Bu etki ile:

  • Mideye giden damarların büzülmesi ile gastritler artar.
  • Troid dokusuna giden damarların büzülmesi ile troid hormon salgısı azalır.
  • Kalp ve diğer damarları daraltarak hipertansiyon ve kalp krizleri artar.
  • Cilt damarları daralması ile ciltte kuruma dökülme ve saç dökülmesi gözlenir.
  • Tüm damarlarda genel bir oksijenlenme azlığı nedeni ile halsizlik ve yorgunluk artar.
  • Baş dönmesi ve dengesizlikler sık gözlenir.
  • Akciğer kapasitesi bu bölgedeki ödem nedeni ile daha da azalır. Bu sonuç nefes darlığı ve hareket ile sıkıntı hissini artırır.

    Uzun süreli sığ solunum sağlığımızı ciddi şekilde etkileyebilir. Sığ solunum ile ilişkili kronik stres, bağışıklık sisteminin zayıflaması ile sonuçlanır. Vücut daha sonra akut hastalıklara yakalanmaya, önceden var olan tıbbi durumları şiddetlendirmeye ve iyileşme sürelerini uzatmaya duyarlıdır. Sığ solunum panik ataklara dönüşebilir, ağız kuruluğuna ve yorgunluğa neden olabilir, solunum problemlerini şiddetlendirebilir ve kardiyovasküler sorunların öncüsüdür. Bu nefes alma modeli ayrıca vücudun diğer bölgelerinde gerginlik yaratır ve birçok günlük soruna yol açabilir. Göğüs kaslarıyla nefes alındığında, akciğerleri genişletmek için omuzlarda, boyunda ve sırttaki kaslar kullanılır; bu da boyun ağrısı, baş ağrısı ve yaralanma riskinde artışa neden olabilir. Omuzlar öne doğru eğilir ve duruş da değişir.
DİYAFRAM NEFESİ  =  HÜCRELERDE DAHA FAZLA OKSİJEN
     Diyaframlı solunum kan basıncını düşürebilir, kalp atış hızını azaltabilir, kasları gevşetebilir, stresi azaltabilir ve enerji seviyelerini artırabilir.Diyafram katılımı ile alınmaya başlandığında tüm vücutta bol oksijen ve oksijenin getirdiği hücre yenilenmesi, bağışıklık sistemi güçlenmesi, enfeksiyonlara direnç kazanılması, midede yanma, reflü ve astım yakınmalarının kendiliğinden azalması söz konusu olabilir.Oksijen beynin ana fonksiyon kaynağıdır. Yetersiz nefes alma sonucu, oksijen eksikliğine bağlı gelişen depresyon, gerginlik, endişe hali de azalır. Psikolojik durumun bedene yansıdığı psikosomatik hastalıklar, reflü, alerji ve astım olumlu etkilenir.

Sosyal medyada paylaş